Mekan: Türkiye Büyük Millet Meclisi
Oturduğum masada 3 arkadaşım daha var. Sanırım bir çeşit bilgi yarışmasının içindeyiz. Çünkü 3 arkadaşım da gözlüklü ve önlerindeki kağıtlara bir takım işlemler yapıyorlar. Çaprazımdaki masada sağdan sola doğru; Abdullah Gül, Tansu Çiller, Devlet Bahçeli ve Erdal İnönü oturmakta. Arkalarındaki sıra sıra uzanan kırmızı koltuklarda da milletvekilleri heyecanla beklemekteler. Biz kendi masamızda işlemlerimizle meşgulken, Tansu Çiller ayağa kalkıyor, önündeki mikrofonu eline alıp konuşmaya başlıyor;
"Ben vatansever bir insanım. Bu ülkeye verdiğim emekleri, getirdiğim yenilikleri göz ardı edemezsiniz. Uzun zaman oldu, bu zaman içerisinde ülkeyi 50 yıl geri götürenlere inat, bir elimizdeki projelerle allahın izniyle 150 yıl öteye götüreceğiz bu ülkeyi.."
Sinirleniyorum. Kalkıp usulca masasına doğru gidiyorum. Elinden mikrofonu kapıp;
"Lan yüzkarası, şimdiye kadar memlekete ne hayrın dokundu da kalkıp bir daha aday oluyorsun? 100 yaşına geldiniz artık YETERİN LAN!!!" diye bağırıyorum. Elimle burama kadar geldi hareketini yaptığımı hatırlıyorum. Tepkimin ardından yüzüme doğru bir kaç flaş patlıyor, Devlet Bahçeli ppııfftf diye gülmemek için kafasını öne eğiyor, "Senin sanki ondan farkın var da.." diyorum bakışlarımla. Abdullah Gül söylediklerime sinirlenmiş olacak ki, "sür şu arabayı" diyor tepesindeki yarmaya, ne arabası lan derken, masanın arkasından çıkan Abdullah Gül'ün tekerlekli sandalyeye mahkum bir kötürüm olduğunu görüyorum. Arkasından, "Biz siz gibi değiliz işte Abdullaaah! O kadar öküzlük ettin ama, üzüldüm şu haline geçmiş olsuun" diye bağırıyorum. Mikrofonu bırakıp aynı sakinlikle masama dönüyorum.
Ortada bir yarışma var fakat kimse soru sormuyor. Sanırım hazırlanmamız için süre vermişler, kendi kendimizde yaş problemi falan çözüyoruz. Derken, tepemde birinin dikildiğini farkediyorum, bakıyorum; Tansu. Sanki az önce kendisine çemkirmemişim gibi "Ayy valla yılların siyasetçisiyim ama ilk konuşmam sanki nasıl heyecanlıyım, dizlerim titriyor hala" diyor avucunu yanlarına sürüyerek. "Evet" diyorum alaycı bir gülümsemeyle. İlk kelimesi vurgulu olmak üzere, "Yılların siyasetçisisin" cümlesi dökülüyor ağzımdan. "Bir Deniz Baykal bir sen". Bunları söylerken tek elimle yakamı tutup silkiyorum..
Düğüne yetişmem gerekiyor. Düğün bir alışveriş merkezinin 2 katında. Bildiğimiz devasa alışveriş merkezlerinden biri bu ama 2. katı varoş bir mahalle. Barakalar, derme çatma kulubeler. Anneannemin mahallesi burası. Üzerimi değiştirmek için nenemin evine koşuyorum. Tam giyinecekken kapı çalıyor, açıyorum; gene Tansu. "Beni düğüne çağırmanı beklerdim." diyor içli içli. Diyorum; "Ya Tansu düğün sahibi ben miyim allah aşkına, nasıl çağırayım?" Alt dudağını sarkıtıp, arkasını dönüp gidiveriyor. Anneannemlerin leş kokan sokağında, Tansu'nun ayak sesleri çınlıyor..
sdjlşdslşkgdsjkdgskjlgdshsdoguewpoıgwevğımsdklşgsdkjldgslkjgsdlkj ehm. guzel bir calisma olmus.
YanıtlaSil